Cuma, Şubat 24, 2017

[2008 yılından] "Şu An En Heyecan Verici Dergi Uykusuz"


Türkiye'de çizgi roman ve mizah dergiciliği üzerine kalem oynatan ender akademisyenlerden, yazar ve İletişim Yayınları Editörü Levent Cantek mizah dergilerinin politikaya bakışı ve politik mizah üzerine sorularımızı yanıtladı: 

- Mizah dergiciliği, siyaseti kendi içeriğiyle nasıl harmanladı? 
Cumhuriyetin ilk 50 yılında yazarlar ve çizerler sadece gazetelerden geçinebiliyorlardı. Dergiler yüksek telif veremiyordu. Mizahçılar bu sebeple gazetecilikten gelmedir. Manşete göre karikatür yapar, espri bulurlar. Mizah dergileri kapaklarını gazetenin ön sayfa karikatürü mantığıyla düşünürler ve yine gazete gibi aktüel siyaseti belirli sayfalarla sınırlandırırlar. Asıl olarak erotizm, argo ve komiklik ön plandadır. Siyaset, ciddiyet ve sorumluluk kostümüdür. Yakışıp yakışmadığı terziye kalmış! 

- Politik duruş" ya da başka bir ifadeyle "siyasi tavır"ın mizah dergisi için önemi, belirleyiciliği nedir? 
Gırgır ve sonrası için konuşalım. Bu dergilerin aktüel siyasetle ilişkileri hiçbir zaman başat olmamıştır. Muhalifliği geniş anlamıyla ele alırsak hayatın dayattığı pek çok olguyla dertleri vardır. Ama bakarsanız, aktüel siyaset, kapak ve bir iki sayfa ile sınırlıdır. Bu bölümlerin de derginin bütünü içerisinde en çok okunan bölümler olmadığı aşikârdır. Ama mizah dergileri siyasetle ilişkileri yüzünden destek ve tepki alırlar. Siyasetle ilişkileri onları konuşulur kılar. Bu derginin satışını etkiler mi, bakın o tartışılır. Şöyle söyleyeyim, Leman'ın en şaşaalı döneminde en çok okunan ve beğenilen köşesi Lombak'tı. Üreticilerinin okur mektubu aldıklarını pek sanmıyorum.

- "Gırgır geleneğinde politik mizah" için neler söylersiniz? 
Gırgır'ın politikliğinin reçetesi yerliciliktir. Anti-Sovyetik bir duruşu olmuştur. Sekülerdir, modernleşme yanlısıdır. Sosyalizmle ilişkisi hep muğlaktır. Kendisinin solunda çıkan dergiler onu sola doğru kaymak zorunda bırakmıştır. 

- Leman'ın, Limon'la başlayan yolculuğunda bugün itibariyle geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Mizah anlayışını yenileyebildi mi? Kaleyi hâlâ koruyor mu sizce? 
Limon, Gırgır'a göre daha soldaydı, Leman ona göre daha merkeze kaydı. Son beş yılda yükselen ulusalcı dalgayı gereksiz yere sahiplendiler, sonra başka bir ayar yaptılar. Dergiyi yenilemek adına gençlere yer açıyorlar. Şunu söylemek lazım, dergilerin ömürleri vardır. Üstelik hızlı bir hayat yaşıyoruz, bu ömür süresi daha da azaldı. Leman nostaljisi yapılıyor, bu eskimenin bir işareti. 

- Penguen mizah dergiciliğine, bugünün mizah anlayışına bir yenilik getirdi mi? 
Penguen'i ister istemez Leman'la kıyaslamak gerekiyor. Başat üreticileri oradan isteyerek ayrıldılar. Leman herkese "vatan haini, dönek, işbirlikçi, alçak" diye bağırıyordu ve bu pek vicdani bir çığlık değildi. Bu üslup, dergiye değil kişilere yarar, olgu değil olayı konuşursunuz çünkü. Kamusal bir meseleyi tartışamazsınız bu şekilde, bütünüyle kişiselleştirilmiş bir tartışma cereyan eder. Penguen böyle bir üslup kullanmadı, komplo teorilerinin revaçta olduğu, herkesin herkesi yaftaladığı bir zamanda bu olumlu bir tercihtir. Ayrıca dergi içinden Uykusuz'u çıkardığı için yenilikçidir. 

[Söyleşiyi 2008 yılında Yeni Aktüel'e vermişim, arşiv niyetiyle bloga yüklüyorum.]

Çarşamba, Şubat 22, 2017

Yirmi yıl Önce Mizah Dergileri


Yirmi yıl önce (1997), şubat ayında mizah dergilerinin haftalık net satışları şöyleymiş.
Leman 92-93 bin
HBR Maymun 17-18 bin
Süper Fırt 15-16 bin
Zıpır 14-15 bin
Gırgır 10-11 bin
Ustura 9-10 bin
Şebek 3 bin
Pişmiş Kelle 3 bin

Çok yorum yapmayacağım, toplam satışlar üçte bir civarında net olarak düşmüş, çeşitlilik azalmış. Malumunuz, pek çok dergi de kapanma riskiyle karşı karşıya. Bu listeden geriye kalan tek dergi ise Leman.

Salı, Şubat 21, 2017

Hatırlamak-Unutmamak


Millet olarak unutkan olduğumuz iddia edilir, okur yazarlarımızın "bu halk.." diye başlayan ezber eleştirilerini ve bunun toplumun bütün kesimlerinde çeşitli biçimlerde yinelendiğini görerek unutkan olduğumuza inanmak gerekiyor ama...

Yukarıda 1985 yılına ait bir Gırgır kapağı var, tipik Gani Müjde esprisi. Müjde'nin bunca yıl nasıl popüler kalabildiğini gösteren, ortalamayı bilen ve buna inanarak bakan espri karakterini gösteren bir mizah içeriyor. Bana başka türlü de popüler olunamaz gibi gelir. "Bu halkın unuttuğu filan yok" demenin mizahını uzun uzadıya açıklamak zorunda kalırsınız. Oysa kabul gören bir klişeyi kullanarak pat diye amacınıza ulaşırsınız.

Kapağın sağ altında konuşanlara bakarsak, sağcıların peşinde koşan ve onlara oy verenler, aldatılması kolay insanlardır, borç para isteyerek bu "cahilleri" hemmen kandırabilirsiniz. Unutkandırlar çünkü.

Sıradan insanlar için siyaset ve oy verme güdüsü, bütün o büyük laflara rağmen çoğunlukla çıkara dayanır. İş vaadi, işini kaybetme riski ve maddi kayıp korkusu her türlü büyük siyasetin üzerindedir. Sıradan insanlar muktedirler karşısında güçsüz ve savunmasız olduklarını bilirler. Kolay harcanabileceklerini bilirler, yetersiz olduklarını bilirler... Ona göre yaşarlar. Ama böyle yaşadıklarını kabul etmezler, kendileri dışındaki herkesin cahil ve ruhsuz, kafir ve terörist, vatansız ve hain olduğunu söyleyerek gururlanırlar.

"Bu halk unutur, hafızasızdır" demek de bizi ruhen ve fikren bir tık yukarıya taşıyor...

"Bu halk unutur" gibi gelmiyor bana, Aziz Nesin derdi "biz söylemeyiz, söyleniriz" diye...Ben daha çok buna inanıyorum.Unuttuğumuz filan yok, işimize gelince konuşuyor ve susuyoruz. Herkes olup bitenlerin farkında.

Related Posts with Thumbnails